2021 yapımı olan Candyman için, kült bir korku filmi haline gelen 1992 yapımı Candyman filminin modern ve biraz daha ruhsal bir boyuta taşınmış olan “remake” hali diyebiliriz. Pardon, ruhsal bir boyuta taşınmış olan başarısız bir “remake”* demek daha doğru olur…
Tema olarak yüksek bir potansiyele sahip olması, yapımcılarından birisinin de Jordan Peele olması, ki kendisi Get Out – Us gibi başarılı gerilim-korku filmlerinin yapımcısıdır, korku severleri heyecanlandırmış olsa da en azından bizi hayal kırıklığına uğratmış olduğunu söyleyebiliriz.
Efsaneye göre bir aynanın karşısına geçip 5 kez (3 kez değil 5 bu arada, 3 olan Bloody Mary efsanesi :), “Candyman” dediğiniz zaman Candyman’in sadece aynalarda gözüken hayaleti peşinize düşüp sizi kanlı bir şekilde öldürüyor. Bu filmde de bu efsaneyi yeniden gündeme getiren Yahya Abdul Meteen II’nin canlandırdığı Anthony McCoy karakteri. Anthony McCoy, yeni bir şeyler üretmek konusunda sıkıntılı bir dönemden geçer bir artisttir ve sanat galerisi yöneten kız arkadaşı Brianna’nın sırtından geçindiğinin imasından dolayı bunalmaktadır. Tam bu tarz bir dönemden geçerken de Candyman efsanesini öğrenir bu efsane ona yeni bir ilham olur. Fakat daha sonra da öğreneceği üzere Candyman efsanesi sadece bir efsane değildir.
Uzaktan bakıldığı zaman çok orijinal olmamakla birlikte yüksek bir potansiyel sunan bir tema bulunmakta. Ki filmin yönetmeni Nia DaCosta’da iyi bir iş çıkarmış. Candyman temasını görsellikle oldukça güzel birleştirmiş. Filmde büyük önem taşıyan aynalar ve yansımalar oldukça zekice kullanılmış. Yine de Nia DaCosta’nın çıkardığı başarılı iş 2 nedenle geri planda kalarak filmin potansiyelini yok etmiş durumda.
Oyunculuklar ve senaryo…
İlk olarak oyunculuklara bakmak lazım. Filmin kadrosunda Colman Domingo, Yahya Abdul ve Teyonah Parris gibi başarılı oyuncular bulunsa da hiçbiri de gerçek performanslarını bu filmde yansıtamamış. Herhangi bir sahnede göstermeleri gereken duygular çok yapmacık duruyordu, bu da filmin duygusuna kapılmamızın önüne geçiyordu. Özellikle Colman Domingo’nun performansı… çok aceleciydi. Karakterini öyle bir şekilde canlandırmış ki sanki yetişmesi gereken bir yer varmışta “Hadi hemen 2 dakikada halledelim işim var benim” diyerek sete geliyormuş gibiydi.
Oyunculuklardan daha büyük bir sorun ise senaryoda, filmin kurgusundaydı. Filmin hikayesi ile hiçbir bağlantısı olmayan sahneler çok fazlaydı. Filmi bir buçuk saat barajına çıkarmak için eklendikleri çok belli oluyordu. Onun dışında kimin kim olduğunu anlamak da bazen zorlaşıyordu ve kendimizi kaybolmuş bir şekilde buluyorduk. Bu da duygusuz oyunculuk gibi bizi filmden uzaklaştırıyordu.
Açıkçası biraz hayal gücü eksikliği varmış gibi geldi bize. Çünkü filmin hikayesinin kurgulanması ve karakterlerin yaratılması konusunda akıllarına ilk gelen şeyleri kurgulamışlar gibiydi. Üzerine düşünüp geliştirmemişlerdi sanki…
Peki siz ne düşünüyorsunuz?